Tapduk Emre Nallıhan’da Anıldı

Nallıhan
Paylaş
 

TRT’de yayınlanan “Yunus Emre” dizisiyle birlikte Ankara’nın Nallıhan ilçesi ve Yunus Emre’nin hocası Tapduk Emre daha bilinir oldu.

Her yıl Haziran veya Temmuz aylarında Tapduk Emre’yi anma etkinlikleri yapılmaktadır. Etkinlikte Tapduk Emre’nin kabri ve dergahı ziyaret edilmekte, kuran ve mevlit ziyafeti verilmektedir. Daha sonra da misafirlere etli pilav ikram edilmektedir.

Nallıhan Belediye Otobüsü

Bu seneki etkinliklere ben de katıldım. Sabah Nallıhan Belediye’sine ait otobüsle Tapduk Emre’nin kabrinin bulunduğu Emrem Sultan Köyü’ne gittim. Emrem Sultan Köyü’ne Nallıhan’dan Ankara yönüne doğru yaklaşık 10 kilometre gidildikten sonra Sarıyar sapağından dönülerek ve bir 10 kilometre daha gidilerek ulaşılıyor. Ankara’dan burası yaklaşık 160-170 kilometre mesafede.

Tapduk Emre Türbesi

Tapduk Emre Türbesi

TRT’nin dizisinde dergah ve dervişlerin yaşam alanları daha büyük gibi görünüyordu sanki. Gerçekte ise 6 x 6 yani 36 m2 lik iki tane bina var. Birisi mescit diğeri ise yaşam alanı olarak kullanılıyordu sanırım. Şu an içlerinde Tapduk Emre, ailesi ve çevresinin kabirleri var. Kapısı ise hem dar hem de alçak. Hacı Bektaşi Veli’nin dergahına gitmiştim, aynı oradaki çilehane kapısı gibi.

Tapduk Emre Nallıhan

Zaten Tapduk Emre Hacı Bektaşi Veli’nin halefi kabul ediliyor. Her ikisi de Hoca Ahmet Yesefi ekolünü ve İslam anlayışını Anadolu’ya yayan mürşitler.

Kabirlerin yanında mezarlık ve abdest alma yerlerinden başka bir şey yok. Onun için buraya turistik ziyaret ve tarihi eser görmek isteyenler hayal kırıklığına uğrayabilir.

Tapduk Emre Kabri

Etkinlik alanı ise Emrem Sultan Köyü’ne yakın bir yerde düzlük bir yerde kurulmuş. Senede bir kez yapılan etkinliklerde burası çevre ilçe ve köylerden gelenlerle doluyor. Etkinliklere Nallıhan’nın önemli bürokratları ve devlet adamları da katılıyor. Bu sene Nallıhan milletvekili de geldi fakat çok durmadı, kısa bir konuşma yapıp “programım var” diyerek gitti.

tapduk emre etkinlikleri

Etli pilavın lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Pilavın arkasından yapılan dua ile etkinlikler sona erdi, kimisi evlerine, kimisi de başka pilav etkinliklerine doğru yola çıktı.

Tapduk Emre Kimdir ?

Tapduk Emre Hoca Ahmet Yesevi’nin mürididir. Mevlana ve Hacı Bektaşı Veli gibi Moğol İstilası nedeniyle Asya’dan gelip Anadolu’ya yerleşen din büyüklerindendir. O dönemde Moğollar nedeniyle Türkistan’da bulunan din ve ilim adamları çoğunlukla Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmış, bu değerli şahsiyetler sayesinde Anadolu’da aydınlanma yaşanmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun temellerinin sağlamlığı, Anadolu erenlerinin halkı irşat faaliyetleri ve ahlaklı bir toplum inşa etmeleri sayesinde olmuştur.

1093-1166 yıllarında yaşayan Tapduk Emre Orta Asya’dan göç ettikten sonra Sakarya Vadisinde bulunan bugünkü Emrem Sultan Köyünün bulunduğu yere yerleşmiştir. O dönemde ünü Balkanlara kadar yayılan bir ekol olmuştur. Hatta “Tapduklular” namıyla bir topluluk oluşmuştur.

Tapduk Emre

Tapduk Emre ile Hacı Bektaşı Veli arasında geçen şöyle bir hikaye anlatılır. Aynı devirde yaşayan Tapduk Emre ve Hacı Bektaşı Veli farklı yıllarda göç edip birisi Nallıhan’a diğeri Nevşehir’in Hacıbektaş Beldesine yerleşmişlerdir.

Hacı Bektaşı Veli’nin ünü her tarafa yayıldığı için çevreden dervişler ve  ondan medet uman köylüler onun dergahına ziyarete gitmektedir. Tapduk Emre ise Hacı Bektaşı Veli’nin ziyaretine gitmeye ihtiyaç duymamaktadır. Hacı Bektaşı Veli, Tapduk Emre’nin varlığını bilmektedir, ama neden kendini ziyarete gelmediğini merak etmektedir. Bir adamını gönderip Tapduk Emre’yi çağırtır.

Tapduk Emre cezbe alemlerinde kendine manevi kapılarının açıldığını, bu alemlerde Hacı Bektaş Veli’yi görmediğini söyler. Yani onu muteber biri olarak görmediği için ziyarete gelmemiştir.  Hacı Bektaşi Veli manevi alemlerde dervişlere perde arkasından hikmet dağıtan birinden bahseder ve onun elini tarif etmesini söyler. Tapduk Emre tarif edince de kendi elini gösterir. Meğerse o gizemli kişi Hacı Bektaşı Veli’dir. (Elindeki benden tanır) Bunu gören Tapduk Emre “Tapduk Hünkarım !” şeklinde haykırır. (Neden hünkar dediğini belki başka bir yazımda anlatırım ) O güne kadar adı Emre iken, o günden sonra Tapduk Emre olarak anılır.

İşte Tapduk  isminin nereden geldiği ve nasıl Hacı Bektaşı Veli’ye talebe olduğu böyle açıklanmaktadır. Şahsen ben bu tür palavralara inanmam. Bu yüce şahsiyetleri yüceltmek için böyle hurafelere gerek yoktur, onların büyüklüğü bıraktığı eserlerden ve yaşamlarından zaten bellidir.

Emre kelimesi ise, aşk ateşi ile yanan manasına gelmektedir. TRT’nin dizisine göre Karatay Medresesinde öğrenim görüp Nallıhan’da kadılık yapan Yunus Emre’nin derviş olup Tapduk Emre’nin talebesi olması ise şöyle açıklanır;

Yunus Emre çiftçilik yapmakta, kıt kanaat geçinmektedir. O sene tahıl üretimi az olunca alıç verip buğday almak için Hacı Bektaşi Veli’ye gelir. Birkaç gün ağırlandıktan sonra dönüş zamanı gelir. Hacı Bektaşi Veli “Nefes mi istersin yoksa buğday mı ?” der. Yunus buğdayı seçer . Geri dönerken aklı başına gelir, geri döner nefes istediğini söyler. Fakat bunu Hacı Bektaşi Veli kabul etmez, onu müridi Tapduk Emre’ye yönlendirir. Bu hikaye doğru mudur, hikayedeki Yunus Emre asıl olanı mıdır bilemem ama Yunus Emre’nin yıllarca Tapduk Emre’ni dergahında kendini yetiştirdiği, nefis terbiyesi için her türlü pis işi yaptığı bilinmektedir. Dergaha “Bu dergaha eğri odun bile girmemeli” diyerek topladığı odunları bile düzgünlerinden seçmiştir.

Tapduk Emre dergahında ikamet eden dervişler buralarda çiftçilik yaparak, el aleme muhtaç kalmadan kıt kanaat geçinmişlerdir.

Dervişlerin kaldığı, ibadet ettiği yerler oldukça mütevazidir, adeta cihadı kan dökmekten, dine hizmeti cami dikmekten ibaret sayan, ülkeleri fetheden ama gönülleri fethedemeyen zamane hükümdarlarına, komutanlarına, şaşalı yaşayan devlet büyüklerine nazire yaparcasına dar girişli, alçak tavanlıdır.

Yunus Emre içindeki manevi deryayı öz Türkçe olarak, şiirlere dökmüştür. Şair Yunus, Aşık Yunus gibi bir çok adaşı ile de karıştırılmaktadır.

Bu yazı 55 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak